Üçüncü buluşma!

Tight White vs Harunizer
"Return of the 8-bit"
29 Ağustos Cuma
Dogz Star

Gelelim Londra'lı The Bug'a. Geçen hafta içinde en severek dinlediğim parçalardan biri, grubun yeni albümü London Zoo'nun açılış parçası olan Angry idi. Ragga vokalisti Tippa Irie'nin etkileyici sesi ile başlayan bu parça, 90'ların sıradışı dans grubu Leftfield ile pop-ragga-star'ı Shaggy arasında bir yerlerde (Shaggy benzetmesi bir arkadaşa ait!) Bu hırçın ama eğlenceli parça herhalde albümün en rahat parçası sayılabilir. Oldukça karanlık bir atmosfere sahip olan London Zoo, Burial'ı seven herkesin hoşuna gidecek tadda bir albüm. Grubun lideri Kevin Martin, kendi müziğinin dubstep olmadığını söylüyor ama en azından benzerlikler yüzünden böyle adlandırılması kaçınılmaz. 
Gelelim BarışaRock'a. Bu festivale ilk kez önceki sene, 2006'da gitmiştim. Her türlü eksik gediğine rağmen güzel bir festival olduğunu düşünmüştüm o zaman. Geçen sene sanırım tatil programım ile çakışmasından gidememiştim. Bu sene en azından pazar günü bir uğramayı aklıma koymuştum ve kısa da olsa uğrayabildim de. Konsereler, Kireçburnu'ndan içeri girince ormanlık arazinin içindeki Mehmet Akif Ersoy piknik alanında gerçekleşiyor ve çok da güzel bir yer burası.
İlk blog'umuz bir spor blog'u, adı Numara İki. İki kişilik bir ekibi var zaten (ortak mahlas olduğunu sandığım Numara İki yazarını saymazsak): Sheed ve Oktay Akarsu. İkisi de sanırım oldukça genç arkadaşlar, Sheed'in şurada yazdıklarına bakılırsa bir İTÜ öğrencisi kendisi. Blog genel olarak futbol ve basketbol hakkında, gördüğüm kadarıyla Sheed daha çok futbol yazıyor, Oktay da basketbol ama arada çapraz koşular da oluyor. Her ikisi de alanında oldukça bilgili ve bunun boş bir bilgi olmadığı da ortada. Yazılarda bahsedilen olayların gelmişi geçmişi inceleniyor, yönetici dedikodularından reklamlara kadar hoş referanslar veriliyor ve yorumlar yapılıyor. Bu ikilinin gizliden blog tutan profesyonel birer spor yazarı olma ihtimalini de düşündüm ama blog'a harcadıkları emek düşünülürse bu pek mümkün gelmiyor insana. Esas alanları futbol ve basketbol ama sadece bununla da sınırlamamışlar kendilerini, arada değişik spor türleri (tenis, motor sporları gibi) hakkında da yazılar var ayrıca "nostalji" serileri de oldukça ilginç, afro saçlı sporculardan tutun da Heysel faciası, Reebok tasarımlı formaları gibi değişik konuları işlemişler. Keza bu blog'un ilgisini çekecek türden bir konser incelemesi bile var sitede. Başarılar diliyorum gençlere, İTÜ'de de başarılar!!!
Biraz daha kısa da olsa bahsetmek istediğim iki site daha var. İlki, çok sevdiğim bir abim ve arkadaşım, müzik dostu ve mimar Cem Sorguç'un Açık Radyo'daki radyo programı olan Ahtopot'un Bahçesi'nin blog'u. Kendisi uzun süredir bu programı yapıyor (unutmadan, Açık Radyo'da Pazartesi akşamları 22-23 arası) ama blog'unu tutmaya yakın zamanda başladı ve bence çok da iyi yaptı. Ara sıra onun programına konuk da oluyorum ve çok keyifli geçiyor. Blog oldukça basit, sadece programda çaldığı parçaların listelerini ve programların linklerini koyuyor. Son aylarda kendisi dub ve dubstep'e takmış durumda, listelerden de hissedebilirsiniz bunu :)
olmayan sözleri ile her derde deva - "... and you cannot trust your lover, and you cannot trust your lover..." Grubun kendisi olan Kopenhag'lı Jesper'ın dediğine bakılırsa bu şarkıyı melodisi vs aklına geldiği gibi yazmış ve kaydetmiş hemen.