07 Şubat 2008

Yaşasın Blogger oldum!


Evet, ne saçma bir başlık değil mi? Yeni blogger olduysan buradaki doksan küsür başlık ne oluyor diye sorarlar adama. Ama bu başka!!!

Yukarıda gördüğünüz Time Out İstanbul (Toist) dergisi var ya, işte onların bir web sitesi ve o web sitesinin içinde de ufak bir blog'ları var, İstanbul'da olan biten, İstanbul ile bir şekilde ilgili her türlü bulunabiliyor burada, anlık gelişmeler, haberler, yenilikler... Normalde dergide olmayan, olamayan bir sürü şey. İşte geçen gün, bizim vakfın basın departmanından bir arkadaşa "seni bizim blog'a yazar yapalım" demişler ama o da benim bu işlere meraklı olduğumu bildiğinden olsa gerek, "beni bırakın da Harun'u alın siz" demiş. Teklif gelince kırmadık tabi arkadaşları (eheh, öhöms) biraz göz attım, oldukça güzel, hoş bir site ve blog. Madem öyle ben de girerim yazarım dedim tabi. Ve başladım.

Toist Blog sayfası: http://www.timeoutistanbul.com/blog.php

Bu blog'a esasen sadece müzik ile ilgili yazılar yazıyordum, orada öyle bir sınırlama da yok. Tabi illa İstanbul ile ilgili birşeyler olacak haliyle. Bakalım, heyecanlıyım. İlk blog'umu da yazdım ama malum can çıkar huy çıkmaz, ilki de müzik ile ilgili oldu - Kim Ki O'nun Avrupa turnesi hakkında!

06 Şubat 2008

5 Subat - Sons And Daughters


Oldukça hareketli, kanlı canlı bir program oldu bu haftaki Alçak Basınç. Ritmin biraz düştüğü tek bir parça yok, yerinde duramayan bir program. Heyecanlı bir koşu veya gece boyunca bir kulüpten diğerine hoplamak gibi - ki çok severim! Mesela bu akşamki programı bir Babylon - Peyote - Dirty - Indigo turuna benzetmek mümkün. Her neyse, gecenin bence en keyifli grubu, ikinci albümleri This Gift ile beni oldukça şaşırtan (ve sevindiren) Sons & Daughters oldu. Glasgow tayfasının en eğlenceli gruplarından biri kendileri ve albümlerinin ilk single'ı da olan Gilt Complex tek kelime ile süper gaz bir şarkı. Ayrıca özellikle yeni dönem cazırtılı elektro dans parçalarını seviyorsanız sonlardaki Yuksek'leri kaçırmayın derim. Haftaya görüşürüz :)


5 Şubat 2008 Alçak Basınç Programı
http://www.sendspace.com/file/b3f4n6


Familjen Det Lilla Livet
Sons & Daughters Gilt Complex

The Hoosiers Worst Case Scenario

Panic! At The Disco Nine In The Afternoon

Big Face I Wanna Be A Style Crusader

Only Fools And Horses Spectacle Wins

Hot Chip Hold On
These New Puritans Numerology
Correcto Joni
One Night Only Stay At Home

The Apples In Stereo Can You Feel It

Yuksek It Comes

Chromeo Bonafied Lovin' (Yuksek Remix)

The Emperor Machine No Sale No I.D.

30 Ocak 2008

Rufus Does Judy At Carnegie Hall


Uzun süredir bir konser kaydı beni bu kadar çabuk ve yoğun bir şekilde etkilememişti!

Rufus Wainwright, folk dünyasının genç prensi (!!) Rufus, bundan iki yıl önce New York'daki ünlü Carnegie Hall'da bir konser veriyor. İki saate yakın bu konserde 1930'lardan 50'lere birçok pop, caz ve swing klasiğini seslendiriyor. Ama tabi burada "ufak" bir ayrıntı var atlamamamız gereken. Bundan 40 küsür yıl önce ve aynı mekanda ünlü şarkıcı (ve aktris) Judy Garland unutulmaz bir konser vermiş - "Judy Garland At The Carnegie Hall". Garland'ın verdiği bu konser (ve tabiki kaydı) yıllar boyunca unutulmuyor ve günümüzde bile raflarda yerini buluyor. İşte Rufus da 2006'daki Carnegie Hall konserinde, 1961 yılındaki bu efsanevi konseri tekrarlıyor bir anlamda.

Rufus'un Judy'ye saygı duruşu sayılabilecek bu albüm cidden her iki sanatçıyı da sevenlerin koleksiyonunda bulunması gereken, hatta durmaktan ziyade sıkça ve zevkle de dinlenebilecek bir albüm. Zaten oldukça eğlenceli bir konser ve aslında bazı yerlerde neler olduğunu sadece duymak da yetmiyor - insanların nelere güldüğünü, Rufus'un o şarkıları söylerken neler yaptığını, aralardaki konuşmalar sırasındaki mimiklerini falan da merak ediyor insan. Ama kayıt bu hali ile bile baştan sona koyup bir seferde dinlemek için yaratılmış.

Bu arada, unutmadan söyleyelim, bu konserin aynısı olmasa da bir benzerinin, Londra konserinin DVD kaydını da bulmanız mümkün.

MIDEM'in düşündürdükleri...




Bu sefer bir de müzik endüstrisi ile ilgili bir ufak not koymaya karar verdim blog'da. Zira bu hafta müzik endüstrisinde MIDEM haftası. Midem aslında plak şirketlerinin fuarı, onların oyun bahçesi - idi. Ama son yıllarda sektördeki değişimler plak şirketlerini ciddi bir şekilde çarpınca Midem de değişti. Mesela bu yıl Midem'in konser programı geçen yıllara çok daha hareketli ve bereketliydi (tüm konser programını şuradan indirip görebilirsiniz).

Midem'den bahsettiren diğer önemli olay ise kayıtlı müzik endüstrisini bir anda hop oturtup hop kaldıran QTrax balonu oldu. Qtrax aslında ücretsiz (reklamlarla yaşayan) bir müzik indirme sistemi / sitesi olacaktı. Ama en nihayetinde kelimenin tam anlamı ile "ölü doğan" bir proje oldu. Midem'de açılışı şaşalı bir şekilde ilan edilen program, dört büyük plak şirketinin (onların icazeti alınmadığından) anında itirazları yüzünden açılamadı.

Ancak aynı sıralarda bir başka müzik servisi ile ilgili açıklamalar ve çalışmalar devam ediyordu: dört büyüklerden Universal ile cep telefonu üreticisi Nokia, "Comes With Music" isminde bir sistemi pürüzsüz hale getirmekle uğraşıyorlardı. Bu, satılan her Nokia cep telefonu ile bir yıllık (ve sınırsız) müzik indirme imkanı sağlayacak bir proje. Plak şirketi de burada satışlardan ufak bir pay alarak kar edecek. Sektörü yakından takip eden blog yazarlarına göre bu sistemin başarı şansı daha yüksek zira bu tür hizmetleri tüketiciye ne kadar hissettirmeden yaparsanız o kadar başarılı olursunuz diyorlar. Açıkcası ben de bu görüşe yakınım - özellikle yurtdışında wi-fi servislerinin de giderek geliştiğini düşünecek olursak.

Bakalım, zamanla hanyayı & konyayı anlayacağız herhalde. Ama durumun netleşmesi için en azından bu yılın sonunun beklememiz şart görünüyor.

29 Ocak 2008

22 Ocak - These New Puritans


Bugünkü program ile ilgili yazıma Cannes'da düzenlenen müzik fuarı MIDEM ile başlayacaktımki "ne yapıyorum ben" dedim kendi kendime. Vee tabi bunu bir başka başlığa bırakıp müziğin kendisine geri döndüm! Bu haftaki programın açılış parçası, kafayı numeroloji, mistisizm ve piramitler ile bozmuş (görünen!) bir İngiliz beşliye ait. Vokalleri ile "çağdaşları" Prinzhorn Dance School ve dolayısıyla The Fall'a benziyorlar. Ama müzik olarak PDS ile pek alakaları yok, oldukça hareketli, synth + rock gitarları içeren, zengin neşeli bir müzik yaptıkları. Tam İngiliz ama espirili bir İngiliz! Elvis isimli parçaları biraz sahne korkusunu anlatıyor, biraz da neden bahsettiğini bilmeyen gruplar ile dalga geçiyor gibi - buna kendileri de dahil olabilirler mi acaba?!! İyi eğleceler! :)

ps. Sub Pop'dan üçüncü albümünü yayınlayan The Helio Sequence'e dikkat!

Alçak Basınç - 22 Ocak 2008
http://www.sendspace.com/file/q8vdig

These New Puritans
Elvis

Late Of The Pier
Bathroom Gurgle

Dirty Projectors Six Pack
Xiu Xiu
Under Pressure (w. Richard Gira)

Johnossi
Execution Song

Operator Please Crash Tragic
Enon
Sabina

Blood Red Shoes
It's Getting Boring By The Sea

The Helio Sequence
The Captive Mind

MGMT
Kids

Tobias Fröberg
What A Day

Tom Tyler The Crippled Diode
Boards Of Canada
Telephasic Workshop

Skream
Rutten

Tepr
Minuit Jacuzzi (dATA Remix)
.