29 Mayıs 2011

24 Mayıs - Miles Kane

Bahar ayları geldi geçiyor anca sokaklara çıkabilecek duruma geldik. Bu yazıyı eklediğim gün itibariyle Freshtival geride kaldı, çok da keyifli geçti. Bir güneşimiz eksikti ne yazıkki. Crystal Fighters ve Noisettes herkesi coşturdu, Leftfield muhteşemdi, ses gümbür gümbürdü, daha ne isterim! :)

Bu arada, koşturmaca içerisinde geçtiğimiz programı blog'a koymamışım, işte şimdi onun sırasıdır. Geçen haftalarda durmadan dinlediğim albümlerin başında Danger Mouse ve Daniele Luppi'nin albümü Rome geliyor. Mart ayında haberdar olmuştum bu albümden, o zamandan beri heyecanla bekliyordum ve bu bekleyişi hak eden güzel bir albüm olduğunu gördüm dinleyince. Jack White ve Norah Jones'un vokalleri de (olayı çok farklı bir yere taşımıyor ama) yakışmış, tam bir hayal meyal albümü. Air'in Virgin Suicides albümünü hatırlattı, programın girişini de oradan bir şarkı ile yaptım.

Bu aralar durmadan dinlediğim bir başka albüm ise Jahtari plak şirketinin derlemesi Jahtari Dubbers Vol.2. Büyük bir dub/reggae hayranı değilimdir, severim ama sık dinlemem. Ama bu adamlar bir anda beynimi fethettiler, espirili ve bol synth/8-bit melodili bir tarzları var. Baştan sona keyifle dinliyorum bu sayede. O albümden çaldığım parça Disrupt - Citadel Station idi bu arada.


Miles Kane'e gelelim. Sırasıyla Inhaler, Come Closer ve Rearrange single'larından sonra o da albümünü yayınladı, Colour Of The Trap adını taşıyor ve biraz 60'lar ve 70'ler pop müziği ile rock arasında, The Last Shadow Puppets'ı hatırlatan şarkılar da içeren çok güzel bir albüm. Miles'ın sesini ve tarzını çok seviyorum. Bu çocuk biraz çalışsa Alex Turner'ı da zorlayabilir bence.

Son olarak Amon Tobin'in yeni albümü Isam. Biraz beklenmedik ritimlerden, kontrolsüz seslerden hoşlanıyorsanız, biraz zorlanmayı ve hırpalanmayı seviyorsanız bu albümü kaçırmayın, bir dinleyin. Amon Tobin kendini aşmış sayılabilir. Daha doğru dürüst dinleyemedim ama sesini iyice açarak dinlemenizi tavsiye edebilirim!

----

24 Mayıs 2011 Alçak Basınç

Air Suicide Underground
Danger Mouse & Daniele Luppi Season's Trees
Bonobo We Could Forever
Runaways Finders Creepers
Moon Duo When You Cut
Looper My Robot
Disrupt Citadel Station
Amon Tobin Kitty Cat
Pale Sketcher The Rainy Season
EMA Milkman
The Pains Of Being Pure At Heart Even In Dreams
The Sounds The No No Song
Miles Kane Rearrange
Crystal Fighters Plage

12 Mayıs 2011

10 Mayıs - tUnE-yArDs ve 123

Geçen akşamki programa yine bir dost tavsiyesi ile başladım: Suuns'un Up Past The Nursery şarkısı ile. Çok sıkı ve çaktırmadan nevrotik bir şarkı bu, çaktırmadan hastası oldum ben de. Sonra yeni Flaming Lips şarkısı da Tolga Yağlı'dan aldığım bir tüyodur. Ayrıca program yine anonssuz oldu (daha mı iyi oluyor böyle acaba?). Ama mesela "digital laptop reggae" kolektifi Jahtari'yi kendim buldum :) Neyse, sonuç olarak güzel bir liste oldu.

İki grup var biraz daha ilgiyi hak eden bu programda, ilki tUnE-yArDs (illa böyle yazılıyo!) diğeri de 123. 123 bizim çocuklar zaten, Berke, Burak, Feryin ve Dilara'nın grubu benim için. İkinci albümleri Arve'yi geçen gün baştan sonra dinledim ve çok da sevdim. Tertemiz prodüksiyonlu, güzel müziklerle dolu bir albüm olmuş. CD'sini almanızı kesinlikle tavsiye ederim. Yine de biraz dinlemek için şuraya da gidebilirsiniz. tUnE-yArDs ise Amerika'dan bir grup, kısa süre önce " w h o k i l l" adındaki yeni albümleri yayınlandı. Vampire Weekend kadar pop olmasa da onları hatırlatıyorlar, belki daha çok aynı diyarlardan art-rock-folk-pop karışımı, enteresan müzikler yapan Dirty Projectors ve dahi Animal Collective'e benzetebiliriz onları da. Ama kesinlikle neşeli bir şeyler var, yazlık bir müzik!


10 Mayıs 2011 Alçak Basınç

Suuns Up Past The Nursery
The Oscillation Head Hang Low (Kelpe Version)
Planningtorock The Breaks
tUnE-yArDs You Yes You
Acid House Kings Would You Say Stop
Tindersticks 35 Rhums Opening
Feist _ Ben Gibbard Train Song
123 Arve
Vessels Meatman, Piano Tuner, Prostitute
The Flaming Lips Drug Chart
Bibio Light Seep
Twin Shadow At My Heels
Poly Styrene Thrash City
East Park Reggae Collective Eye For An Eye
El Fata El Fata Ina The Dancehall
.

27 Nisan 2011

27 Nisan - Olmadı Kaçarız?

Haftasonu (pazar akşamüstü) Salon'da Büyük Ev Ablukada vardı, çay ve kurabiye ikramı ile! Ben kurabiyeler için gitmiştim tabii, başka ne olabilir? İzlediğim en iyi BEA konseri değildi ama her türlü seviyorum ben onları.

Bu konser yüzünden midir bilemeyeceğim ama bu salı biraz cepten yedik sanırım, fazla yeni bir şey yoktu, eskilerden güzel bir derleme toplama oldu diyebilirim ama. Damien Rice'ın Rat Within The Grain şarkısı en sevdiğim parçalarından biridir, mesela onu çalmış oldum, Bonaparte'ı uzun süredir dinlemiyordum, bir hatırlamak iyi oldu. Keza Franz Ferdinand'ı da... Belki tek yeni grup Tesla Boy idi, onları da sağolsun Ayşe'den duydum.

Damien Rice'ın 9 albümünü tekrar bir dinleyin bakın, benden söylemesi.


 
26 Nisan 2011 Alçak Basınç

The Alan Parsons Project Voyager
The Alan Parsons Project What Goes Up
Spoon Out Go The Lights
Bonaparte I Can't Dance
Franz Ferdinand I'm Your Villain
The Vaccines Wreckin' Bar (Ra Ra Ra)
The Dresden Dolls Shores Of California
The Pains Of Being Pure At Heart The Body
Tesla Boy Electric Lady
New Young Pony Club Tight Fit
Jose Gonzalez Killing For Love
Gorillaz Hong Kong
Emiliana Torrini Gun
Rilo Kiley The Absence Of God
Damien Rice The Rat Within The Grain 
.

24 Nisan 2011

19 Nisan - Jessica Lea Mayfield

Nisan ayının ortası geldi, anca kaldırıldı blogspot yasağı. Arada da (nedense DNS ayarları vs gibi şeylere girmediğimden) blog havada kaldı böyle. Bütün (ayarları tam) takipçilerimden özür dilerim, kaldığımız yerden devam edelim madem!

Geçen haftalarda bir sürü yeni albüm çıktı veya ben dinledim. Paul Simon var bir kere! "So Beautiful Or So What" yeni albümünün ismi ve çok güzel de bir albüm. Kimi eleştirmenler Graceland'den sonra en iyi albümü bile diyorlar - ki Graceland bence onun en iyi albümü değildir. Bu arada kendisi neredeyse 70 yaşına gelmiş, hiç farkında bile değiliz (sen kaç yaşına geldin diye sorarlar tabii sonra). Bir başka yeni güzel albüm ise oldukça genç bir grup olan tUnE-yArDs'sın "W h o k i l l" albümü idi. Vampire Weekend'in ayarı bozulmuş hali gibi veya "hafif psikopata bağlamış folk müziği", Dirty Projectors'u hatırlatıyor biraz.İyi ama, korkmaya gerek yok!
Geçen hafta hesapsız kitapsız karşılaştığım ilginç bir ses ise Jessica Lea Mayfield idi. 21 yaşında bir şarkıcı/sözyazarı kendisi. Ama hiç 90 doğumlu gibi görünmüyor, ki zaten ilk EP'sini de 16 yaşında iken yayınlamış! Bu yıl başlarında çıkan "Tell Me" kendisinin ikinci albümü. Spin'den Vogue'a değişik dergilerde hakkında methiyeler düzülmekte bu ara, David Letterman'ın şovuna çıktı, SXSW'in bu yılki parlayan isimleri arasındaydı, daha ne yapsın!? Bu arada, ilk albümünü prodüktörü de Dan Auerbach imiş, Black Keys'in vokalisti hani.

19 Nisan 2011 Alçak Basınç

Acid House Kings Under Water
Jessica Lea Mayfield Blue Skies Again
Paul Simon The Afterlife
tUnE-yArDs My Country
Moon Duo When You Cut
Vessels Recur
PJ Harvey The Glorious Land
Yuck Operation
Destroyer Poor In Love
Kurt Vile Runner Ups
I'm Not A Gun In Sepia
Jamie Woon Lady Luck
The Time And Space Machine Children Of The Sun
Pretty Lights Easy Way Out
The Budos Band Unbroken, Unshaven 
.

23 Nisan 2011

Yaşasın Geri Döndük! :)

Ama bu ders oldu, wordpress'e falan geçmek lazım...

Son programımın listesini yarına kadar yükleyeceğim.