10 Aralık 2007

The Wombats - A Guide To Love, Loss & Desperation (14th Floor)

(Roll, Aralık 2007 sayısında yayınlanmıştır)

The Wombats, Liverpool doğumlu, kıpır kıpr müzikler yapan oldukça genç bir rock üçlüsü. Indie-rock’ı dans müziği ile yakınlaştıran ekipler arasında sayılabilirler, aynen Franz Ferdinand veya Bloc Party gibi. “The next big thing” diyebilir miyiz? Evet onu da diyebiliriz, 2003 yılında kurulan önce küçük bir çevrede isim yaptıktan sonra, zamanla NME ve Q gibi İngiliz basınının önemli dergileri tarafından da “keşfedildiler”.

The Wombats, bir üniversite grubu olarak kurulmuş ama kısa sürede ünleri şehirleri Liverpool’u aşmış - cidden aşmış, ufak çapta turneler ve konserler ile de olsa Kanada, Çin ve Japonya gibi ülkelerde isimlerini duyurmuşlar. Çin’de üniversiteleri sayesinde gittikleri bir festivalde onbinlerce kişiye çaldıkltan sonra bazı single’ları ve demo kayıtlarını bir araya getiren ilk albümleri, Japonya’da ufak bir plak şirketi tarafından yayınlanmış. İnternet aleminin (artık rahmetli) müzik sitesi Stylus, bu albümü takiben onlar hakkında “dünyanın en ümit vadeden indie-rock grubu” gibi garip bir tanımlamayı bile kullanmıştı! Dur durak bilmeksizin, her konser fırsatını değerlendiren ve bu konuda neredeyse rekorlar kıran bir grup için bu normal olsa gerek.

Tabi grubun artık ülkeleri İngiltere’de bir albüm yayınlaması bir süredir beklenmekteydi ve bu albüm Kasım ayı başında yayınlandı. Albüm The Wombats’in ağırlıklı olarak demo veya single olarak yayınladığı (hatta çoğu önceki Japon baskısında da yer alan) parçaları içeriyor. Bir üyesi de Norveç’li olan grubun en başarılı olduğu alan, coşkulu ve akılda kalıcı melodileri ve bunu bazen şaşırtıcı, beklenmedik ufak tefek oyunlar ile sunmaları. Grubun en son hit’i Let’s Dance To Joy Division’da bir çocuk korosu da yer alıyor, Kill The Director’da birden bire Bridget Jones’a laf atmaya falan başlıyorlar. Müzikler ise başta da söylediğim gibi, alternatif ve “dans edilebilir” rock’ın en güzel anlarını bir araya toplamış gibi duruyor. Backfire @ The Disco, herhalde bu konuda en başarılı örnek olmalı. Güzel başlayan bir ilişkinin nasıl batırılabileceğine dair ufak bir hikaye olan bu şarkı, adı gibi sıkı disko ritimleri ve bağıra çağıra söyleyebileceğiniz basit sözleri ile Franz Ferdinand’ın Take Me Out veya The Gossip’in Standing In The Way Of Control gibi parçalarının yarattığı heyecanı yaratıyor dinleyenlerde.

Bu arada, artık grubun ünü İngiltere’yi sarmış durumda. Neredeyse bütün konserinin biletlerinin anında tükeniyor, albümün yayınlanması da büyük bir heyecan ile beklenmekteydi. Yaptıkları garip partiler ile de tanınan üçlü, albümün yayınlanmasını Liverpool’da bir tekne partisinde çalarak kutlamışlar, zaten şarkılarından “Little Miss Pipedream” aynı zamanda Liverpool’da düzenlediklerin aylık partilerin de adı. Eğlenmesini iyi bildikleri ortada, müzikleri de bunun doğal bir sonucu gibi görünüyor: kaygısız, hedonist, en fazla gençlik hüsranları ile bezenmiş keyifli bir müzik. Bu gidişle 2008 yılında Mercury ödüllerinin de önemli adaylarından biri olacak gibi görünüyorlar.

Her şeyin çok hızlı tükendiği günümüz indie-rock dünyasında, The Wombats’in yeni bir Franz Ferdinand olup olmayacağına şimdiden kanaat getirmek tabiî ki mümkün değil. Ama gönül rahatlığı ile bu albümü dinlerken eğleneceğinizin garantisini verebilirim.

2 yorum:

Adsız dedi ki...

Making money on the internet is easy in the undercover world of [URL=http://www.www.blackhatmoneymaker.com]blackhat ppc[/URL], You are far from alone if you haven’t heard of it before. Blackhat marketing uses alternative or little-understood methods to produce an income online.

Adsız dedi ki...
Bu yorum bir blog yöneticisi tarafından silindi.