31 Aralık 2010

Yılbaşı Hediyesii!

Merhaba. Yıl bitmeden inanılmaz bir performans ile bu sene en severek dinlediğim dans müziği parçalarından bir mix yaptım. Aşağıdadır, dinlemek isterseniz. Sayılırsa eğer, yılbaşı hediyem olsun blog takipçilerine :)

Mix'i traktor'de ve mouse kullanarak yaptım, ne yazıkki mükemmel bir mix değil, sıralama en ideal sıralama olamadı, sesler bazen yükselebilir bazen alçalabilir, kusura bakmayın. Ayrıca olabildiğince 2010 parçaları seçmeye çalıştım ama arada bir iki tane 2009 karışmışsa şaşmamak gerekir. 

Tabii şunu da eklemem lazım, bu liste oldukça öznel, benim 2010 içinde dinleyebilmiş olduğum / aklımda yer eden parçalardan ibaret. Hatta isterseniz siz de kendi favorilerinizi aşağıya not bırakın, kesinlikle bir kulak kabartmak isterim. Bu sene pek DJ'lik de yapmadığımdan bir sürü güzel parçayı kaçırmış olduğuma eminim.

Görünen net bir şey varsa o da bu sene dans müziği alanında favorim Robyn imiş! Favori remix'çiler ise Still Going ve Tensnake idi sanırım.

Ah unutmadan, HERKESE MUTLU YILLAR! :)


Alçak Basınç "Dens Musikisi" 2010 Seçkisi!

M Pop Muzik (Todd Terje Remix)
Black Van Yearning
Patrick Wolf Time Of My Life (Still Going Remix)
The Phenomenal Handclap Band All Of The Above (TH White Remix)
Miami Horror I Look To You
Scissor Sisters Any Which Way (Tensnake Remix)
French Horn Rebellion This Moment
Wallpaper I Got Soul, I'm So Wasted (Them Jeans Remix)
Two Door Cinema Club Come Back Home (Tropical Chill Remix)
Robyn Don't Fucking Tell Me What To Do
Still Going Spaghetti Circus
Crystal Fighters Follow (Diskjokke Remix)
Tim Green Old Sunshine
Mark Ronson & The Business Intl Bang Bang Bang (The Count & Sinden Remix)
Yeasayer O.N.E. (XXXChange Remix)
Robyn Dancing On My Own (Rex The Dog Uptempo Club Mix)
Robyn Dancing On My Own (Jakwob Remix)

29 Aralık 2010

28 Aralık - Hesaplaşma!

2010 yılı ile hesaplaşma zamanı, bunu müzikal anlamda da yapmak gerekiyor tabii. Bu günkü (dünkü?) program biraz buna yönelikti. 2010'da neler dinledim ve dinlettim gibisinden. Eğer bu programı düzenli dinliyorsanız aşağıdaki seçimlere pek şaşırmazsınız, zaten çoğu yıl içinde sıkça çaldığım gruplar ve/veya parçalardı. Ama artık yılsonu listeleriyle falan uğraşmıyorum neyseki. (daha önce de bolca bahsetmiştim bu konudan). Belli bazı öne çekmeler, tercih etmeler oluyor ama toplu bir liste yok. Facebook'da bir "best albums of 2010" grubu var, oraya ufak bir liste koymuştum sadece başlarda (sonra kafamda başka şeyler de ekledim ona tabi). Güzel de bir grup oldu, oradaki diğer listelere de bakmanızı tavsiye ederim. Kerem'in (Balkır) özenli bir şekilde diğer blogların vs listelerini de oraya taşıması da ayrıca takdire şayan bir hareketti.

Bu arada, yılbaşı gecesi için ufak bir program daha hazırlıyoruz, sanırım diğer bütün Eksen DJ'leri de olacak bunda. Herkes kendi açısından yılın grubu / albümü / şarkısı / en iyi çıkış yapan grubu / konseri / Türk sanatçısı  ve en popüler mekanı gibi soruları cevaplıyor ve yarım saatlik bölümler halinde bunlar çalınacak. Benimkinin tam saati vs belli değil ama tekrar yazarım burada. Cevaplarım nasıl mı oldu? Onu da yılbaşından sonra koyayım artık - zaten çoğu bu programda da geçen isimler :)


28 Aralık 2010 Alçak Basınç


Gorillaz (Ft. Little Dragon) Empire Ants
Scissor Sisters Whole New Way
Two Door Cinema Club I Can Talk
Yeasayer One
Vampire Weekend Giving Up The Gun
Mystery Jets The Girl Is Gone
Twin Shadow Shooting Holes
Caribou Odessa
Four Tet Sing
Mock & Toof Farewell To Wendo
The Bird & The Bee Heard It On The Radio
Cee Lo Green I want you
The Dead Weather Die By the Drop
Beach House Used To Be

22 Aralık 2010

21 Aralık - Ginger Ninja

İlk parça müthişti bu akşam, geçenlerde keşfettim bunu. Fatboy Slim'in sample aldığı şarkılardan biri, bilmiyordum hiç. Hoş, Fatboy'un neredeyse bütün şarkıları bir yerlerden alınmış sample'lar içeriyor zaten, adamın olayı bu. İyi bir DJ olması (eskiden en azından) ile de alakalı bu; iyi bir DJ kulağı, neyi nereye bağlayacağını bilir. Bir röportajında bu konudaki bütün taktiklerini de açık etmiş kendisi, sample alacağı müzikleri seçerken nelere dikkat ediyor mesela?

Bir kere grubun saçına sakalına bakıyormuş ("if they've got long hair and beards, and look like they smoke pot, they're likely to make better records"). Sonra renklerine ("especilally those big bands with eight of them in, half white, half black and look like they all take acid"). Plakların az bilinen garip plaklar olması da önemli ("the more obscure the better, because you have to pay less for the samples") (!!!). Son olarak yılı da önemli tabi ("1970-1975, those are the best times, because before that the drum sounds weren't very tight. And then after 1977 because disco came in and everything went shit"). Biraz fazla "dobra" olmuş bazı yerlerde ama tabii "garip ama gerçek" bir bağlantısı var bütün dediklerinin :)

Unutmadan, yeni keşfettiğim şu sitenin linkini de vereyim, sample avcıları için ideal: whosampled.com

Bu kadar "tarihi gelişim" yeterli, zira bu program aslında çok da güncel bir program oldu. İngiliz yeni yetmeler The Vaccines, Oneothrix Point Never ikilisinin diğer grubu Games, Brooklyn'in yeni medar-ı iftiharı (ve Yekta Kopan'ın yıl sonu listesinde bile yer alan) French Horn Rebellion ve Fransız ikili Curry & Coco güzel yeni ekiplerimizden bu hafta. Ben aralarından Danimarka'lı "Whitest Boy Alive" diyebileceğim Ginger Ninja'yı biraz öne çekmek istiyoru ama: Wicked Map isminde çok güzel bir albümleri var. Memleketleri Danimarka ve Hollanda'da bayağı popülerler, Kopenhag'da Vega'yı ağzına kadar doldurabiliyorlar mesela. Montreux Jazz Festival ve Lowlands gibi önemli festivallere katılmışlar geçen yaz, yakında da Noorderslag Eurosonic'de sahne alacaklar. Oradaki performanslarına da bağlı olarak 2011'de isimlerini sıkça duyabiliriz, benden söylemesi!


21 Aralık 2010 Alçak Basınç


Just Brothers Sliced Tomatoes
Cee Lo Green It's OK
Girls Heartbreaker
Ginger Ninja Sunshine
The Vaccines Wreckin' Bar (Ra Ra Ra)
The Fresh & Onlys All Shook Up
White Hinterland Moon Jam
Shearwater Black Eyes
Charlie Alex March Cortot No.6
Ceephax Acid Crew Cedric's Sonnet
French Horn Rebellion This Moment
Curry & Coco Top Of The Pop
Crystal Fighters Plage
Games Planet Party
Dom Living In America
Ben Folds & Nick Hornby Levi Johnston's Blues
Robyn Indestructible (Acoustic Version)
Emeralds Now You See Me 
.

20 Aralık 2010

14 Aralık - Cee Lo Green

İlginç bir hafta oldu bu hafta, Phonem By Miller konserlerimizin sonuncusu Mystery Jets vardı Salon'da ve cumartesi günü (ve gecesi) başımıza gelmeyen terslik kalmadı. Önce İngiltere'deki kar yağışı yüzünden grubun basçısı Kai'nin gelişi giderek gecikmeye başladı ve sonunda akşam üstü gibi bütün uçaklar iptal olunca kesinlikle gelemeyeceği ortaya çıktı. Acilen bir b planı geliştirildi, gruba yeni bir akustik gitar bulduk ve bu şekilde biraz daha akustik bir set ile konseri üçlü olarak yapabilecek hale geldiler.

Tabi bununla kalmadı olay. Kapılar açıldı, herşey yolunda derken, konserin başlamasına 10 dk kala ses sisteminden garip takırtılar gelmeye başladı ve bir süre sonra bütün sesler kesildi. Bir ileri zekalı, ses masasının önündeki 2 metreden yüksek engeli aşarak şarap kadehini masanın üzerine düşürmeyi başarmış!!! Şarapla ıslanan masanın da artık kimbilir hangi devreleri yandı ve kapatmak zorunda kaldık. Sahneye çıkıp gerekli açıklamaları yapmak da bana düştü tabi. Neyse, sonunda aslanlar gibi teknik ekibimiz sayesinde geceyi kurtaracak daha basit bir sistem kuruldu ve konser verilebilecek hale geldi. Blaine işi öğrenmiş "kimsede nazar boncuğu yok muydu ya" diye şaka bile yaptı bize. Ayrıca konser başladıktan sonra durumdan dolayı onlar da özür dileyerek seyircilere bira dağıttılar. En nihayetinde de biraz daha akustik ama çok da güzel bir konser oldu. Sonunda da ekip olarak yukarıda gördüğünüz fotoğrafı çektirdik :)

Haftanın macerası olarak bunu anlattıktan sonra, geçtiğimiz günkü programa atlayalım. Cee Lo Green bu haftaki favori ismim. Şimdi bu albümü biraz geç dinledim, o yüzden burada "aslında bunun çıkacağını biliyordum, kaç zamandır bekliyordum sonra unutmuşum" gibi durumu kıvırtacak garip bazı ifadeler kullansam mı diye düşündüm ama gerek yok. Mehmet Tez sayesinde farkettim albümün yayınlandığını, direk gazetedeki haberinden. Ama olsun, yolu yordamı farketmez, yılın son aylarında yayınlanan bu albüm gerçekten muhteşem. Bir kere adamın sesi güzel (Cee Lo Green deyince hatırlamayanlar için, kendisi Gnarls Barkley'nin vokalistidir). Ayrıca müzikler de muhteşem, tam sevdiğim gibi, oldukça mad men'den fırlamış retro-northern soul müziği, bazen coşkun ama çoğu zaman yeterince hissiyatlı :) Baştan sonra dinlemek için ideal bir albüm.

Son olarak Patrick Wolf'un delicesine güzel bir albümle gelmek üzere olduğunu hissediyor gibiyim. Time Of My Life şarkısının remixleri dolaşıyor ortalıkta, ayrıca Patrick'in soundcloud sayfasından da hem orijinalinin bir kısmını hem de remixleri dinleyebiliyorsunuz. Favorilerim, Ceephax ve (programda da çaldığım) Still Going remix'leri.



14 Aralık 2010 Alçak Basınç

Agnes Obel Just So
The Heartbreaks I Didn't Think It Would Hurt To Think Of You
Serena Maneesh Dressed In White She Walks Through The Door (Stereolab Mix)
Cee Lo Green Satisfied
Paris Office Killer
Cherry Ghost Finally (Time And Space Machine Edition)
Anika Sadness Hides The Sun
Young Galaxy Oh Sister
Sonic Youth Candle
Explosions In The Sky The Birth And Death Of The Day
Mystery Jets Too Late to Talk
The Jolly Boys Passenger
Patrick Wolf Time Of My Life (Still Going Remix)

08 Aralık 2010

7 Aralık - Nosaj Thing

Müzik dünyası sürekli geriye dönüşlerle gelişen garip bir alem. Hep yeni bir şeyler arıyoruz ama bir de bakıyorsun, yeni diye dinlediğin şey daha öncekilerin belki bir karışlık daha ileride. Ama aynı zamanda bambaşka bir şey bu diyor insan. Nosaj Thing de bana bu hissi yaşatanlardan. Bir yandan "resmen 90'ların elektronica sound'u bu" diyor insan, ama diğer taraftan da müziğin enerjisi, seslerin rengi falan tamamen farklı geliyor insana.

Nosaj Thing veya gerçek adıyla Jason Chung bir röportajında etkilendiği isimleri sıralıyor; önce birkaç hip-hop'çu, sonra DJ Shadow, Boards Of Canada, Prefuse 73, Warp sanatçıları diye gidiyor liste. Bu işlere ilk girdiğinde de Napster üzerinden en yeni müzikleri avlamakla meşgulmüş, sonra bir midi keyboard alıyor ve şu ünlü sentezleme programı Reason'ı öğrenerek işe başlamış. Bütün bunlar bana öyle tanıdık ve tutarlı geliyor ki, müziğini dinleyince bunların hepsini tek tek ayırmak mümkün. Ama hiç ayırmıyoruz çünkü sonuçta ortaya çıkan kendi başına bir bütün olmuş bile. Albümün ikinci parçası Fog'u dinlerken gerçekten sislerin içinde kayboluyorsunuz.1685/Bach sizi barok bir geçmişe götürmüyor ama kafanızı karıştırmaya yetiyor, burada bir yerlerde cidden gizlenmiş bir Bach var galiba diyorsunuz. Coat Of Arms'ı dinlerken Future Sound Of London'ın hayaleti dolaşıyor odada. Son zamanlarda dinlediğim en iyi albümlerden biri olsa gerek bu. Ve işin kötüsü 2009'da çıkmış!

Programın kalan listesi aşağıda. Bu kadar yazdıktan sonra diğerleri hakkında yine fazla bir şey diyecek yer (!) kalmadı. I Blame Coco sonunda albümünü çıkarmış, geçen seneden hatta 2008'den beri bekliyorduk sanırım. I'm Not A Gun'ın üçüncü albümü çok güzel, öncekilerden daha iyi bile buldum diyebilirim, oldukça organik sound'lara geçmişler. Haftaya görüşürüz!


7 Aralık 2010 Alçak Basınç
Twin Shadow Slow
Working For A Nuclear Free City Low
Ceo White Magic
Nisennenmondai Destination Tokyo
Seefeel Crowded
Nosaj Thing Coat Of Arms
Danger Mouse & Sparklehorse (feat. Jason Lytle) Everytime I'm With You
I Blame Coco Only Love Can Break Your Heart
Brian Eno & David Byrne The Jezebel Spirit
Malente We Came To Party
Alice Russell Two Steps
Mark Ronson & The Business Intl. The Bike Song
I'm Not A Gun Equal Path
Family Of The Year No Good At Nothing

06 Aralık 2010

30 Kasım - The Jolly Boys

Geçen haftalarda elimden düşüremediğim bir kitap var, The Record Players - DJ Revolutionaries adı. Bir rörportaj kitabı esasen. Jimmy Saville ve John Peel gibi "tarihi" DJ'leren başlayıp Northern Soul, soul ve disco dünyasına, hip-hop'un efsane DJ'leri Afrika Bambaataa ve Grandmaster Flash'den, house müziğin ilk yıldız DJ ve prodüktörlerine (Marshall Jefferson, David Morales vs vs.) gidiyor, günümüze kadar geliyor. Tabi arada başka bir sürü DJ de var. Çok ilginç, özellikle bu işlerin tarihini merak ediyorsanız. Ayrıca popüler müziğin 2. Dünya Savaşından sonra nasıl geliştiğini, bir zamanların caz ve swing parçalarından günümüz technos'una nasıl gelindiğini takip edebiliyorsunuz bir anlamda.

İlginç bir şekilde kitap sondan başa doğru da okunabiliyor çünkü çoğu DJ, kendisine ilham veren bir önceki DJ'den bahsediyor ve sondan geriye giderken bu akışı daha iyi takip edebiliyorsunuz. Bu röportajlar arasında en hoşuma gidenlerden biri Norman Cook (Fatboy Slim) ile yapılanı idi. Müziklerini böylesine sevdiğim bir adam ile aynı kafada olduğumu görmek güzeldi. Kitapta yazarların neredeyse bütün DJ'lere sorduğu standart bazı sorular var, bunlardan biri de "sizce DJ'lik bir sanat mıdır" sorusu. Buna herkes kendine göre bir yanıt vermiş tabi, evet diyeni de var, hayır diyeni de. Aslında çoğu da kendince tutarlı cevaplar vermiş. Bir diğer anahtar soru ise uyuşturucular ve müzik. Çoğu DJ bu konuda açık veya kapalı uyuşturucuların dans müziği içinde önemli bir yeri olduğunu da söylüyorlar. DJ'liğin ne hissettirdiği konusunda da cevaplar bir iki yerde toplanıyor: kontrol, liderlik, insanları yönlendirmek, büyük bir haz...

Neyse bu konuyu gereksiz bir yere fazla uzattım sanırım. Ayrıca daha geçen haftanın programını ancak koyuyorum blog'a, yine tempoyu kaçırdım. Ama geçen hafta işte bunları okurken keşfettiğim yeni bazı şarkıları da çaldım; özellikle ikinci sıradaki Touch And Go'yu bir dinlemenizi tavsiye ederim. Bu kadar soul ile karışık disco parçalarını normalde sevmem ama bunu ilk dinlediğim anda aşık oldum. Sözlerinde, söylenişinde çok hoş bir ahenk var şarkının. Ayrıca Fenech Soler ve Jamaica için de Reset ekibinden Gökhan ve Hemi'ye sevgilerimi iletiyorum, iki güzel grupla tanıştırmış oldular beni.

Son olarak haftanın eğlenceli yaşlı adamlar grubu The Jolly Boys'dur ama bu yazıyı da fazla uzatırsam yarınki programımı tamamlayamayacağım o yüzden okumanız için bir link verip kaçıyorum (haftaya soracam buradan!): jollyboysmusic.com/about




30 Kasım 2010 Alçak Basınç
Lee David Temptation Is Calling My Name
Ecstasy, Passion & Pain Touch And Go
Talking Heads I Zimbra
Hypnotic Brass Ensemble War
The Budos Band Unbroken, Unshaven
The Jolly Boys Rehab
Brian Eno 2 Forms Of Anger
Yppah Sun Flower Sun Kissed
Fenech Soler The Great Unknown
Jamaica The Outsider
Final Fantasy Song Song Song
Stornoway The Coldharbour Road
Pizzicato Five Baby Love Child
Charlie Spacer Woman
Gayngs Crystal Rope
.

02 Kasım 2010

26 Ekim - Edwyn Collins

Geçen programı biraz gecikmeli de olsa blog'a yetiştirdim, aşağıdadır! Bu akşamki programı anonssuz yapmak zorunda kaldım ama çok da keyifli güzel bir program oldu, onun da şarkı listesini ve linkini blog'a bu gece yerleştirerek kronolojiyi yakalamış olacağım bakalım :)

Geçen haftadan özellikle öne çıkarmak istediğim isim ise, yılların Edwyn Collins'i (hoş, bana mı düşer onu "öne çıkarmak"!!!) Son albümü çok güzel olmuş, The Cribs, Franz Ferdinand gibi gruplardan konuk isimlerle çok keyifli bir rock albümüne imza atmış - neredeyse indie-rock ama oldukça Edwyn Collins aynı zamanda.

Bir de son olarak, geçenlerde muhabbet arasında Dinamo FM DJ'lerinden Aslı ile ortak Menomena sevgimizi farkettik, tee ilk albümünden beri bir köşede sevdiğim (salonda sevmek gibi oldu bu) Menomena'nın yeni albümü de çok güzel. Ama bu programda tee ilk albümlerinden, I Am The Fun Blame Monster'dan bir parça çaldım.


26 Ekim 2010 Alçak Basınç

Balam Acab Big Boy
Blonde Redhead Oslo
Menomena The Late Great Libido
Deerhunter Revival
Working For A Nuclear Free City Silent Times
Twin Shadow Shooting Holes
Crystal Fighters Follow
Maximum Balloon Tiger
Pacific Break Your Social System
Wallpaper I Got Soul, I'm So Wasted
Reverend And The Makers Heavyweight Champion Of The World
Les Savy Fav Sleepless In Silverlake
Ben Folds & Nick Hornby Your Dogs
Edwyn Collins In Your Eyes
The Corin Tucker Band Handed Love
Gayngs Cry
James Blake Limit to Your Love

20 Ekim 2010

19 Ekim - Maximum Balloon

TV On The Radio'yu bilirsiniz herhalde, benim biraz geç farkına varıp çok sevdiğim gruplardan biridir kendileri, özellikle en son albümleri Dear Science'ı pek sevmiştim. Grubun esas adamı Dave Sitek şu aralar Maximum Balloon ismiyle yeni bir albüm yayınladı. Çok güzel bir albüm olmuş bu. Bir kere, içinde çok sıkı konuk sanatçılar var, özellikle vokallerde. Communion'u Eksen'de sıkça dinliyorsunuzdur, Karen O'nun sesinden. Diğer isimler arasında Little Dragon, Holly Miranda ve (konuk sanatçı olma rekorunu elinde bulunduran) David Byrne bunlardan bazıları. Ayrıca TVOR'dan arkadaşları da kendisine yardım etmişler. Sonuç olarak, eğlenceli synth tonları ile yüklü, güzel bir albüm çıkmış ortaya. Bu haftanın favori grubu Maximum Balloon idi kesinlikle...

Diğer taraftan Junip ve Sufjan Stevens'ın yeni albümlerini de kesinlikle tavsiye ederim. Mark Ronson'a henüz alışamadım, aslında çok güzel parçalar var albümde ama eski çalışmaları çok mu yer etmiş kafamda, nedir bilemiyorum, bu yenisi bir şekilde eksik geliyor...


19 Ekim 2010 Alçak Basınç


Vampire Weekend Giving Up The Gun
Junip It's Alright
Seu Jorge & Almaz Errare Humanum Est
Maximum Balloon If You Return
Mark Ronson And The Business Intl. Record Collection (feat. Simon Le Bon)
Leftfield Original
Sounds From The Ground Where The Wild Things Were
Mystery Jets Dreaming of Another World
The Heartbreaks Liar, My Dear
The Fresh And Onlys Waterfall
Harrys Gym Sailing Home
Liars Proud Evolution
Sufjan Stevens Too Much

06 Ekim 2010

5 Ekim - Lali Puna ve Soaked

Kulüp konserleri sezonu sıkı başladı. Bu hafta oldukça güzel konserler var, biri Art Brut idi, bir kaç saat önce Babylon'da bu konserin yarım saatini seyrettim, oradan istemeye istemeye ayrıldım. Sonra cuma ve cumartesi günü iki güzel konser var, İKSV binasında Salon'da Lali Puna ve The Notwist'i izleyeceğiz. 
 
Özellikle Lali Puna için biraz daha fazla heyecanlanıyorum ama. Yıllar önce Phonem By Miller kapsamında İstanbul'a getirmiştik onları, Four Tet ile aynı gün sahne almışlardı ve Babylon tarihinin en kalabalık konserlerinden biri idi. Bu sefer de Salon'un en kalabalık konseri olmaya aday bu gece. Ayrıca konser öncesinde DJ kabinindeyim (sonrasını göreceğiz!) Bu arada, Lali Puna öncesi ne dinlemek istersiniz ekseninde bir twitter geyiği başlatacağım yakında, takip ediniz :) 

Bu haftaki bir başka önemli grubumuz ise İstanbullu bir electro-pop grubu, Soaked. Grup bundan birkaç sene önce kurulmuş ama özellikle geçen yıldan bu yana oldukça faaller, yeni şarkılar, klipler, ep falan. Grubun lideri Balamir, oldukça da hoşsohbet bir insan. Hayatını kazandığı işi gücü ile oldukça alakasız bir alana dalıvermiş, bu anlamda takdir edilesi bir enerjisi var ve eminim konserlerde de bu enerjisini sahneye yansıtıyor olsa gerek. Açıkcası bir türlü konserlerine gidemedim (Efes One Love'da çalmışlardı geçen sene) ama kayıt üzerinde çok sevdiğim parçaları var, mesela programda çaldığım Gemlike gibi. Çok güzel prodüksiyonlar, belki tarz olarak etkilendikleri grupları biraz fazla andırıyor olmaları ufak bir kusur olarak görülebilir ama sonuçta başarılı bir ekip. Daha fazla bilgi için de myspace sayfalarına geçebilirsiniz. 
 

5 Ekim 2010 Alçak Basınç


Ben Folds & Nick Hornby Picture Window
Lali Puna Remember
The Notwist Boneless
Phoenix Rome
Two Door Cinema Club Eat That Up, It's Good For You
Soaked Gemlike
Ratatat Neckbrace
Scissor Sisters Whole New Way
Mark Ronson And The Business Intl Somebody To Love Me
The Bookhouse Boys Shoot You Down
The National Runaway
Zee Avi Darling
Junip Always
Owen Pallett Scandal At The Parkade
Sigur Ros Seaglopur
.

30 Eylül 2010

28 Eylül - Ben Folds & Nick Hornby

Hızlı bir hafta atlattım (o yüzden geçen haftanın blog notu biraz kısa olmuştu). Uluslararası Caz Festivalleri Birliği'nin toplantısı yapıldı İstanbul'da, neredeyse bütün hafta boyunca Avrupa ve Amerika'dan gelen çeşitli cas festivalleri yöneticileri ile "takıldık". Aslında üye sayısı olarak öyle büyük bir birlik sayılmaz, 15 festival var hepi topu. Ama hepsi de en önemlilerinden, o yüzden oldukça önemli. Tabi kendi blogum olmasa böyle şeyleri anlatmam, müziğe ve geçen programa gelelim hemen >>>


Geçen hafta dinleyip de en etkilendiğim albüm, aslında ilginç de bir ortak çalışma: Ben Folds Five'ın elebaşı Ben Folds ile ünlü İngiliz yazar (High Fidelity'nin yazarı yahu!) Nick Hornby'nin beraber yaptıkları "Lonely Avenue" albümü. Bundan bir yıl kadar önce şekillenmeye başlamış bu proje, Nick Hornby sözleri yazmış, Folds da müzikleri yapıp şarkıları söylemiş. Hornby için sesi hiç de fena değil diyor Ben Folds - ama albümde geri vokal bile yapmamış kendisi. Albüm oldukça güzel. Hafif, rahat bir müzik, Folds'un sesi bana biraz Death Cab For Cutie'yi anımsatıyor, tarzı da. Ayrıca Amerikan olmaktan kaynaklanan "illaki bir emo" durumu var, çok değil ama, rahatsız etmiyor, sadece biraz melodiklik katıyor müziğe. Şarkı sözleri ise muhteşem, şarkıları dinlerken bir yandan sözleri de okumanızı tavsiye ederim. Zaten albümün deluxe versiyonu yanında dört kısa hikaye de içeren özel bir kitapla yayınlanıyormuş!

Peki başka ne var programda? Bir kere, bu ara eskilere nur yağmış: Edwyn Collins ve Neil Young birer yeni albüm çıkarmışlar, her ikisi de kendisinden genç isimlerle çalışmış, Edwyn bayağı "gençler" ile çalışmış hatta, Franz Ferdinand'dan Alex Kapranos, The Cribs'den Ryan Jarman falan... Neil Young'un ekürisi ise nispeten daha yaşlı (ama onun yanında çocuk kalır tabi) Daniel Lanois olmuş. Albümün adı da Le Noise! (bu arada Daniel Lanois'in yeni projesi Daniel Lanois Black Dub da çok güzel - ama haftaya kaldı) Bir de programın başında bayağı bir jazz / funk köşesi yapıvermişim, sonra bakınca farkettim, Trombone Shorty, Budos Band, Tower Of Power... İyi oldu ama!

Şimdilik bu kadar sanırım, gelecek hafta görüşmek üzere! :)




28 Eylül 2010 Alçak Basınç



Trombone Shorty Hurricane Season
The Budos Band Black Venom
Tower Of Power What Is Hip
LCD Soundsystem Disco Infiltrator
Robyn Hang With Me
The Hundred In The Hands Pigeons
Annie Bad Times
Lali Puna Grin And Bear
Edwyn Collins I Still Believe in You
Ben Folds & Nick Hornby Your Dogs
Manic Street Preachers I Think I've Found It
The Organ No One Has Ever Looked So Dead
Owen Pallett A Man With No Ankles
Les Savy Fav Calm Down
Neil Young Angry World
Emeralds Now You See Me
.

26 Eylül 2010

21 Eylül - Karen Elson

Geçtiğimiz programın en güzeli Karen Elson idi sanrım, "kanlı canlı" bir albüm yapmış, bazı yerlerde yakıyor, bazı yerlerde okşayarak geçiyor. Bir de Seu Jorge'ye selam edelim buradan, pek güzel bir albüm yapmış Almaz grubu ile. Gelecek salının programını hazırlıyorum bir yandan, geçmiş programı da atlamamış olalım :)


21 Eylül 2010 Alçak Basınç


Montag I Have Sound
Honeydrips (Lack Of) Love Will Tear Us Apart
Uffie Give It Away
Caribou Odessa
Little Death New Faith
Seu Jorge & Almaz Cirandar
Gilberto Gil Three Little Birds
Owen Pallett Midnight Directives
Rita Redshoes The Beginning Song
Karen Elson Garden
The Dead Weather Hustle And Cuss
Klaxons Extra Astronomical
!!! The Hammer
Mock & Toof Suppress Your Feelings
The Fashion Like Knives

15 Eylül 2010

14 Eylül - Solar Bears

Geçen haftadan bu yana şu dinleme aparatında bir sorun var, çözemedim bir türlü. İşin ilginç yanı, daha önceki, eski programları dinleyebiliyorum ama yeni koyduklarım olmuyor. Blogspot yeni bişeyler mi ekledi acaba, nedir sebebi bilen varsa beri gelsin :) (EDIT: Radyo Eksen'in eski emekçilerinden Terlan'ın yardımıyla sorunu çözdük, teşekkür ediyorum buradan kendisine!)  

Son program aşağıdaki gibi geçti. Mystery Jets'in yeni albümünü halen seviyorum. Menomena, Kings Of Leon'a benzeyen bir iki şarkıya imza atmış, yeni albümleri Mines da güzel aslında. Mark Ronson'ın grubu The Business Intl. ile yaptığı single Bang Bang Bang'i geçenlerde dinledim ve çok sevdim (ama asıl bu parçanın The Count & Sinden remix'ine bayıldım - biraz bakkal başlıyor ama beni çok gaza getirdi valla!) Owen Pallett doğumgünü sebebiyle yaptığı çok güzel bir parçayı paylaşmış, onu da çaldım programda. Ayrıca bu şarkının da yer aldığı yeni bir Owen Pallet EP'si geliyor yakında, A Swedish Love Story adında. Heyecanla bekliyoruz EP'yi.

Başlığa taşıdığım Solar Bears isimli güzide grubu ise yeni keşfettim. Bir mailde mi gördüm nereden buldum hatırlamıyorum ama geçen hafta, Planet Mu'dan yayınlanan Inner Sunshine EP'lerini dinledim ve çok da beğendim. Biraz Four Tet vari elektronik müzik, folk ve biraz krautrock, sonra birden bire elektro gitarlar... Hoş bir sentez olmuş. Yakında da albümleri çıkacakmış (yine Mu'dan) "She Was Coloured" adını taşıyor bu albüm ve her nedense güzel tarif ediyor grubu. Çalmaya başladığında havada dönüp duran müziklerden, uzun süre dinlenebilir, dinlenirken unutup tekrar dinlemeye başlayabilirsiniz falan.


14 Eylül 2010 Alçak Basınç


Mystery Jets Too Late to Talk
Solar Bears Trans Waterfall
Popnoname Hello Gorgeous
Glasser Apply
Mark Ronson And The Business Intl Bang Bang Bang
Menomena Taos
Does It Offend You Yeah We Are The Dead
Owen Pallett A Man With No Ankles
Chromeo Don't Turn The Lights On
Two Door Cinema Club Come Back Home
Zee Avi Bitter Heart
Beaver & Krause People's Park
John & Jehn Love Is Not Enough
Os Mutantes A Minha Menina
Devendra Banhart Lover

07 Eylül 2010

7 Eylül - Tatilden Dönüş ve !!!

Biraz vakit geçti blog'u güncellemeyeli. Yaz tatili girdi araya, program da devam etti ama bazen anonssuz olarak, bazen de tekrar şeklinde. Biraz da iş güç yoğunluğu, festival sezonu falan girdi araya. Caz festivalimiz bu yıl çok başarılıydı, ardından tatil ve tabi U2. Bence çok da güzeldi U2 konseri (hiç tartışmasız - tartışaya hazırım ama tartışmam!) Geçen haftalarda Radikal'in pazar ekinde Mert Emcan'ın çok da güzel söylediği gibi "bütün bu hengâme arasında bir konu tümüyle gözardı edilmiş durumda; o da müzik". Müzik çok güzeldi.

Neyse, geçmiş olsun, 2010 sonbahar sezonu da hızlı geliyor müzikseverler adına. Kış sezonunda kulüplerimiz programlarını açıklamaya başladı, şimdilik duyduğumuz konserler yeterince renkli, keyifli. Sonra sonbaharın caz festivali Akbank Caz yaklaşıyor, onu da heyecanla bekliyoruz. Sezonun konserleri konusunu gelecek haftaya bırakıyorum.

Tabi sonbahar sezonu bir dizi önemli albümün de yayınlanışı ile başlıyor, mesela benim için bunların en önemlilerinden biri !!!'in (chk chk chk) yeni albümü Strange Weather, Isn't It oldu. Albümü birkaç kere dinledim, çeşitli yorumlar okudum. Bence en iyi albümleri değil, kötü de değil. Üç sene önceki Myth Takes'deki gibi ilk dinleyişte vuran şarkılar da yok. Ama hala funk-punk heyecanı devam ediyor. Davulcularını kaybettiler bu arada, geçtiğimiz yıl. Grubun lideri ve vokali Nic Offer ile yapılan güzel bir röportajı şuradan okuyabilirsiniz.

Bu arada, Silver Columns'a dikkat. Bu bizim ingiliz-türk Adem İlhan'ın da içinde yer aldığı yeni bir elektro-pop ikilisi ve albümleri de fena değil, güzel.

7 Eylül 2010 Alçak Basınç

Generationals When They Fight, They Fight
Fanfarlo   Harold T. Wilkins Or How To Wait For A Very Long Time
Matt & Kim Daylight
John & Jehn And We Run
!!!   Jamie, My Intentions Are Bass
Chrome Hoof Crystalline
Andreya Triana   Far Closer
Menomena Five Little Rooms
The Budos Band   Unbroken, Unshaven
Silver Columns   Warm Welcome
Au Revoir Simone Another Likely Story (Aeroplane Remix)
Diskjokke   1987
Mystery Jets Show Me The Light
Oneohtrix Point Never Returnal

22 Haziran 2010

22 Haziran - Emeralds

Bazen Radyo Eksen için biraz fazla mı elektronik çalıyorum diye şüphe ediyorum açıkcası - şüphelenmeye gerek yok halbuki, düpedüz öyle oluyor! Programın yayın saatinin günün bu kadar uç bir köşesinde olması bu açıdan bir avantaj tabi. Facebook'da övgüler düzdüğüm Old Sunshine gibisinden parçaları tabiki Eksen'de çalmam, çalmak da istemem. Ama ara sıra, hatta sıkça elektronik seslerin ve synthesizer'ların hakim olduğu, dalga dalga geldiği müzikleri, şarkıları çalmaktan da kendimi alamıyorum, içimde var bir şekilde bu (bir de, sanıyorum şarkı sözleri hiç aklımda kalmadığından sözsüz müzikler hep daha bir hoşuma gitti).

Neyse, uzun lafın kısası, Emeralds da bu dediğim kategoride gruplardan biri - imiş! ABD'nin Ohio eyaletinden bir grup bu, üç kişiler. Üçüncü albümleri yakın zamanda yayınlandı, Does It Look Like I'm Here? adını taşıyor. Programda çalan şarkı da oradan. Emeralds hafif kozmik, hafif sentetik, synthesizer'lar, gitar ve efektlerin birbirine karıştığı bir müzik yapıyor, dinlerken ne zaman nasıl olacağı belli olmayan bir ses denizi çıkıyor karşınıza. Kimi parçalar okyanusa açılmış bir teknenin üzerine gelen dalgalar gibi geliyor üzerinize, kimisi fırtınanın yatıştığı, dalgaların yerini çarşaf gibi bir denize bıraktığı güneşli bir sabah gibi sakin (Amat'ı okudum yakın zamanda, bu benzetmeler biraz ondan da kaynaklanıyor olabilir). Ne tamamen sentetik, ne de tamamen organik. Tam anlamıyla bir fantazi romanı (yine Amat...) Neyse işte, böyle müzikler hoşuma gidiyor, umarım sizin de gidiyordur :)

(Emeralds ekibi yakın zamanda plak şirketini değiştirmiş, Editions Mego'ya geçmişler. Ama grubun ne kendi websitesini ne de myspace sayfasını bulabildim, eğer gören olursa bana da haber etsin lütfen..)

22 Haziran 2010 Alçak Basınç


The Chemical Brothers K+D+B
Here We Go Magic Collector
Mystery Jets Flash A Hungry Smile
Delorean Simple Graces
Scissor Sisters Fire With Fire
The Apples In Stereo 7 Stars
Katie Melua Tiny Alien
Pendulum Crush
Chrome Hoof Deadly Pressure
Disco Drive Gonna Love This
The Airborne Toxic Event Gasoline
The Dead Weather Gasoline
Amorphous Androgynous Mr. Sponges Groovy Oscillations
Emeralds Double Helix
Marsen Jules Anémone
.

18 Haziran 2010

15 Haziran - The Dead Weather

Şu Jack White ne yapsa iyi yapıyor kardeşim!


15 Haziran 2010 Alçak Basınç


Holy Fuck Latin America
65daysofstatic Crash Tactics
IAMX Think Of England
The Dead Weather The Difference Between Us
LCD Soundsystem I Can Change
Fujiya & Miyagi Cassettesingle
Mock & Toof Underwater
James Blake CMYK
The Bird & The Bee Private Eyes
Bat For Lashes Pearl's Dream
Imogen Heap Bad Body Double
Andreya Triana Lost Where I Belong
Lali Puna Safe Tomorrow
Yeasayer Madder Red
.

09 Haziran 2010

8 Haziran - Alphawezen

Bu hafta çok yeni birşey yok, eskilerden eğlenceli ne varsa çaldım, keyifli bir program oldu. Sadece, ilginç bir şekilde, çok sevdiğim gruplardan biri olan Alphawezen'i şimdiye kadar programda hiç çalmadığımı farkettim - büyük bir ihmal!

Alphawezen, önemli bir grup. Almanya'dan bir grup bu, Aachen'den Ernst Wawra ve Düsseldorf'lu Asu Yalçındağ'ın grubu. Asu haliyle Türk asıllı ama bunu kayıtları falan dinlerken anlamanızın ihtimali yok - değişik bir ses ama Japon falan sanırsınız mesela. Grup 2000'lerin başından bu yana üç stüdyo albümü, bir de best of / remix albümü yayınladı. Her üç albüm de tam anlamı ile "dinlemek ve dinlenmek için elektronik müzik" şeklinde tanımlanabilir. 90'ların sonunda çıksalardı kesinlikle trip-hop olarak kategorize edilirlerdi. Bu aralar lounge deniyor böyle müziklere. Bazen biraz daha ambient oluyor, bazense ritimler biraz kabarıyor, hareketleniyor müzik. Ama çoğu zaman yumuşak ve keyifli, baştan sona su gibi akan dengeli bir elektronik müzik. Plak şirketleri de tam onların çizgisine uygun bir şirket, Mole Listening Pearls. Alphawezen'i şimdiye kadar dinlemediyseniz bir kulak kabartmanızı şiddetle tavsiye ederim.
www.alphawezen.de


8 Haziran 2010 Alçak Basınç


Sharon Jones & The Dap Kings Better Things To Do
Jimmy McGriff Spinning Wheel
Sonny J Handsfree
Two Door Cinema Club What You Know
The Departure All Mapped Out
The Faint The Geeks Were Right
Teddybears Cobrastyle
The Bug Angry feat. Tippa Irie
Franz Ferdinand You're The Reason I'm Leaving
!!! When The Going Gets Tough, The Tough Get Karazzee
The Ting Tings We Walk
The Whitest Boy Alive Golden Cage
Gorillaz On Melancholy Hill
Bonobo We Could Forever
Alphawezen Days
Amon Tobin Bridge
.

02 Haziran 2010

1 Haziran - Ricochet

Bu ara Peyote Müzik'ten her hafta yeni bir albüm geliyor, helal olsun diyorum kendilerine. Geçen hafta Sakareller'i çalmıştık, bu haftanın grubu Ricochet. Açıkcası Ricochet'i biraz daha çok sevdiğimi itiraf etmem lazım.

Birçok referans verilebilecek bir grup Ricochet ama kısaca "gitarlar ve davul ile aklıbaşında müzik yapan gruplar" kategorisine giriyorlar. İngilizce şarkı sözleri oldukça yerinde ve güzel seslendirilmiş. Uzun yıllardır birbirini tanımanın getirdiği bir rahatlık var gibi müziklerinde. Çok büyük bir iddiası olmadan güzel müzik. Hadi en basitinden iki benzetme yapayım; Sea And The Cake ve Midlake... Son dönemde dinlediğin en güzel albümlerden birini yapmış Ricochet.
myspace.com/wericochet


1 Haziran 2010 Alçak Basınç

Ricochet Twelve
Mock & Toof Farewell To Wendo
The National Lemon World
Gorillaz Plastic Beach (Feat. Mick Jones & Paul Simon)
Toro Y Moi Thanks Vision
Hall And Oates I Can't Go For That
Lisa Ekdahl When
Acid House Kings That's Because You Drive Me
Lykke Li Little Bit
Florence And The Machine Kiss With A Fist
Deastro Vermillion Plaza
TV On The Radio Red Dress
Fool's Gold Night Dancing
Fanfarlo Luna
Mumford & Sons Roll Away Your Stone
Talking Heads Heaven

25 Mayıs 2010

25 Mayıs - Freshtival ve Sakareller

Bu aralar (İstanbul'da yaşıyorsanız) her tarafta Miller Freshtival afişlerini görüyorsunuzdur. Şahsen bu çorbada tuzu olan biri olarak tabi mutlu olmuyorum desem yalan olur. Ufak tefek ama güzel bir festival, bir gün ve gece içinde farklı (ama aslında yakın) türlerden 6 grup sahne alacak, bir de DJ'ler var tabi. Mika'nın şovunu izlemek, The Raveonettes'i büyük bir sahnede bütün karizmasıyla görmek falan, keyifli olacak :) Freshtival'in web sitesine hala bakmadıysanız bir göz atmanızı tavsiye ederim şimdiden. www.millerfreshtival.com

Bu akşamın grubu ise Sakareller idi. Tee 3-4 yıl öncesinden hatırlarım kendilerini, isimleri ile dikkatimi çekmişlerdi ilk sanırım (hala da bu ismi duydukça kulaklarım dikiliyor nedense). Peyote Müzik'den ilk albümlerini, "Beş Dakika Daha"yı yayınlamışlar. Albüm "Türkçe sözlü alternatif rock" ifadesini tam anlamıyla karşılıyor. İlginç ve kısa şarkı sözleri var grubun, kimi zaman klasik rock'a yaklaşıyor, kimi zaman 9/8'lik ritimler ile bambaşka birşey oluyor. Albümün yapımında Replikas ekibinden üç ismin imzası varmış (Barkın, Burak ve Metin) ve oldukça da güzel temiz bir prodüksiyon olmuş. Ama diğer taraftan prodüksiyondaki bu yoğun Replikas etkisinden midir nedir, Sakareller'in sound'u Replikas'ı hatırlatıyor hemen. Belki bunun bir sebebi de Replikas'ın kendilerine örnek aldıkları gruplardan biri olması olabilir tabi. Sakareller sıkça Peyote'de sahne alıyor, arada bir iki kere baştan sona olmasa da izlediğimi hatırlıyorum onları, güzel konserlerdi. Albümün yayınlanması ile isimlerini daha sıkça duyacağız sanırım.

Bu arada, Peyote Müzik'in de ismini artık sıkça duyacağız zira sadece Sakareller'i değil, başka üç ayrı grubun daha albümlerini yayınlamaya hazırlanıyorlar. Bunlardan biri ünlü Nekropsi'nin yeni albümü "Nekropsi 98" olacakmış. Sonra biraz daha yeni ekiplerden Ricochet ve DDR'nin yeni albümleri de sırada. Haftaya sanırım Ricochet ile devam edeceğiz Peyote Müzik albümlerine.

Unutmadan, bu hafta fazla değinemedim ama haftaya Olafur Arnalds focus'u yapmak şart oldu...

25 Mayıs 2010 Alçak Basınç
Emeralds
Candy Shoppe
65daysofstatic
Piano Fights
The Mercury Program
Chez Viking
The Phenomenal Handclap Band
All Of The Above
The Raveonettes
Heart Of Stone
Mika
Grace Kelly
N.A.K.I.T.
Ağladı
Grace Jones
Love Is The Drug
LCD Soundsystem
You Wanted A Hit
Mock & Toof
Move Along
Sakareller
Bir Metrekare
The Dead Weather Hustle and Cuss
Ólafur Arnalds
Loftig Vergur Skyndilega Kalt
.

11 Mayıs - Lo Recordings


Geçen haftalardan eksik bir programı tamamlayayım, birazdan da bu haftaki programı gireceğim zaten. Bernard Fevre ile başladık, kendisini yakın zamanda (tekrar) yayınlanan Black Devil Disco Club albümleri ile tanıyor olabilirsiniz. Kendi adı ile çıkardığı "The Strange New World Of Bernard Fevre" albümü aslında 70'lerden kalma, ilginç bir synthesizer müziği albümü. Dali isimli şarkısı oldukça güzeldi, direk yayına girdi. Tabi bu re-issue Lo Recordings katalogundan (ve onların çizgisine de oldukça uyuyor).

Grovesnor ve Charlie Alex March da aynı plak şirketinden iki isim, Grovesnor'dan daha önce bahsetmiştim zaten. Charlie Alex March da yine elektronik tınıların ağır bastığı, ama işin biraz daha ambient/electronica tarafındaki müzisyenlerden biri. Air'in yumuşak, moog basları ile masaj yapan sound'larına yakın bir müzik. Klasik müziğe de yaklaştığı eserler var. Aynen programın en sonunda çaldığım (ve çok sevdiğim diğer bir elektronik müzik bestecisi) Roger O'Donnell gibi.



11 Mayıs 2010 Alçak Basınç


Bernard Fevre Dali
The Chap Le Theme
Grovesnor Find A Way To Stop Him
Charlie Alex March Cortot n°7
Love Is All Turn The Radio Off (Studio Remix)
Passion Pit Folds In Your Hands
The Virgins Teen Lovers
The Apples In Stereo Nobody But You
Mother Mother Body Of Years
Hot Club De Paris Snitches Get Stitches
Noah & The Whale 5 Years Time
Readymade FC Simple Appareil
Stereolab Cosmic Country Noir
Roger O'Donnell This Is A Story
.

04 Mayıs 2010

4 Mayıs - Grovesnor

Bugünkü açılış hamlesi Hot Chip'in davulcusu Rob Smoughton'ın grubu Grovesnor'dandı (hm bayaa etkili bir ifade oldu bu da!). Her neyse, asıl Grovesnor'dan ziyade, plak şirketi Lo Recordings'den bahsetsem iyi olur zira bu programda 3 şarkı çaldık Lo Recordings etiketi taşıyan. Grovesnor - Nightmoves biriydi, diğer Charles Alex March'ın parçası ve son günlerde en sevdiğim synth melodilerinden birine sahip olan Hatchback'in parçası. Bu Lo Recordings kendi çapında bir focus'u hak ediyor aslında.

Grovesnor'un özelliği ne derseniz, aslında eskileri, 70'lerin elektrikli, pop caz / soft rock sound'larını iyi bilenler için çok yeni birşey yok aslında. Donald Fagen, Barry White, Stevie Wonder, Lionel Richie falan... Lionel Richie??! Yok ama hemen burun kıvırmayın, o adamlar da güzel şeyler yapmış, bugüne hatırlanlar nedense en kötüleri olmuş hep. Neyse, sonuçta Grovesnor oldukça eski bir tarzı, sound'u almış ve çok güzel günümüze uyarlamış. Eski sesler çok yeni geliyor. Ama şarkıları da çok güzel, keyifle dinliyor insan. Albümünün adı Soft Return, bir kulak kabartmanızı tavsiye ederim. myspace.com/grovesnor

Siz hiç bir Donald Fagen albümü dinlediniz mi bu arada, onu da hala keyifle dinleyebilirsiniz tabi! :)


4 Mayıs 2010 Alçak Basınç
Grovesnor Nitemoves
Casiokids Gront Lys I Alle Ledd
I Blame Coco Feat. Robyn Caesar
The Raveonettes Suicide
Hatchback Everything Is Neu
Pendulum Watercolour
Jonsi Around Us
Joanna Newsom '81
Harold Budd How Vacantly You Stare At Me
Charlie Alex March Kyoko's Broken Piano
Kings Of Leon Be Somebody
The Album Leaf Stand Still
Florence And The Machine You've Got The Love (The XX Remix)
The Bird & The Bee Kiss On My List
.

21 Nisan 2010

20 Nisan - LCD Soundsystem


James Murphy'nin "son albümü olacağını" söylediği yeni LCD Soundsystem albümü yayınlanmak üzere. Albüm basılı formatlarda (CD, plak vs) 17 Mayıs'ta piyasada olacakmış. Ama bu tür şeylerin artık pek önemi kalmadı anlaşılan. Murphy, bir iki parçanın vakitsizce internete düşmesi üzerine bütün albümü grubun web sitesinden dinlenilebilecek şekilde sunuvermiş. Bu arada, grubun myspace blog'unda da ufak bir yazısı var James Murphy'nin, onu da okumanızı tavsiye ederim. Çok komik bir adam kendisi ya, bu albümle beraber yapacağı şeylerin sözünü veriyor: daha az video klip çekmek, turnenin bir yerinde sahneden düşmek gibi şeyler!!!
lcdsoundsystem.com/thisishappening/

Bunun dışında Alçak Basınç'ta neler oluyor? Dinlemek için aşağıdaki linki tavsiye edebilirim.

20 Nisan 2010 Alçak Basınç


LCD Soundsystem Drunk Girls
The Courteeners Scratch Your Name Upon My Lips
Jarvis Cocker Leftovers
Free Energy Dream City
Rogue Wave Solitary Gun
Liars Scarecrows On A Killer Slant
Scuba Three Sided Shape
Neon Indian 6669 (I Don't Know If You Know)
Free The Robots Global Warning
Two Door Cinema Club Something Good Can Work (The Twelves Remix)
Sambassadeur I Can Try
Gorillaz On Melancholy Hill
Andrew Bird Fitz & Dizzyspells
Olafur Arnalds 3326

15 Nisan 2010

13 Nisan - Love Is All ve Solardip

Şu anda LCD Soundsystem'in yeni albümünü dinliyorum. Daha öğlen albümden çıkacak ilk single Drunk Girls gelmişti ofise, onu dinliyordum. Sonra Pitchforkmedia'ya düştü haberler, albüm online olarak da yayınlanmış, LCD Soundsystem'in sitesinde... Şimdilik oldukça iyi gidiyor, All I Want favorim. Bu arada grubun kadrosu neredeyse aynı gibi ama bir de (yine DFA tayfasından) Gavin Russom eklenmiş, oldukça ilginç bir şahsiyettir o da...

Neyse ama, bugünkü konumuz bu değil, konumuz geçtiğimiz Alçak Basınç programı. Aşağıda şarkı listesi ve dinleme aparatı var. Ama ondan önemlisi, bu hafta ne dinledik? Bir kere The Bird & The Bee aşkım devam ediyor. Diğer taraftan, eski bir dost, Lali Puna geri dönmüş, Our Inventions albümü eski albümlerine göre daha yumuşak, daha sentetik ama aynı derecede güzel. Ama bu haftanın en ilginç iki grubu Love Is All ve Solardip idi.

Solardip, bizden bir ekip, İstanbul alternatif sahnelerinin yeni yıldızlarından. İlk Paralyze Me isimli şarkılarını dinlemiştim ve bayaa hastası olmuştum, çok dozunda bir şarkıydı (ve o doz da oldukça güçlüydü). Nasıl anlatsam, Joy Division basları ve 2000'lerin keskin synthesizer sound'unun bir kırması, biraz industrial... Neyse, sonuçta güçlü müzik, güzel şarkı. Şimdi yeni EP'lerini çıkarmış üçlü, "Diply In Love" adını taşıyor. Yine grubun web sitesinden indirebiliyorsunuz (kesinlikle kötü adamların ellerine vermeyeceklerini söyleyerek e-mail adresinizi alıyorlar ama!). Bu EP'de altı şarkı var, hepsini aynı derecede sevdiğimi söyleyemeyeceğim ama özellikle açılış şarkısı Tonight çok güzel. Ayrıca 24 Nisan'da Indigo'da konserleri var (programda tarihi yanlış söylemişim), onu da kesinlikle izlemenizi tavsiye ederim.
myspace.com/solardip

Haftanın diğer favori grubu ise İsveç'ten Love Is All idi. Grup üçüncü albümünü yayınladı geçen günlerde ve yine süper garip bir adı var bu albümün de: "Two Thousand And Ten Injuries". Bu grubun hoşuma giden tarafı şu, kirli bir sound'ları var ama ne çaldıkları anlaşılıyor. Neredeyse punk yapıyorlar ama aynı zamanda melodikler... Böyle tezat şeyler işte, bir arada güzel duruyor ama. Ayrıca vokalistleri Josephine Olausson süper şeker bir hatun gibi duruyor. Ayrıca gruplarının kadrolu bir saksofoncusu var!!! Bu kadar yeter :)
myspace.com/loveisall8

Haftaya görüşmek üzere!


13 Nisan 2010 Alçak Basınç

The Bird & The Bee
I Can't Go For That
Love Is All Early Warnings
The XX
Islands
Mathemagic
Breaststroke (Memoryhouse Remix)
Lali Puna Everything Is Always
CSLSX
Futuretapes
Free Energy Bad Stuff
Avi Buffalo
What's In It For
She & Him Don't Look Back
Sharon Jones & The Dap Kings
Better Things To Do
Solardip
Tonight
Free The Robots
Sci Fidelity
Jonsi Around Us
The Magic Numbers
Goodnight
.

08 Nisan 2010

6 Nisan - The Bird & The Bee


Geçen haftadan bu yana durmadan dinlediğim bir albüm var. Olmamıştı uzun süredir böyle birşey, kulaklığı taktığımda ilk aklıma gelen şey o oluyor. The Bird & The Bee'nin yeni albümü Interpreting The Masters Vol. 1 bu albüm. Grubun üçüncü albümü, bir cover albümü. 80'lerin önemli gruplarından Hall & Oates'ı yorumlamışlar. The Bird & The Bee'nin albümleri ünlü caz plak şirketi Blue Note tarafıdan yayınlanıyor. EMI bu albümü CD olarak memlekete de getirmiş, orijinalini tavsiye ederim.


6 Nisan 2010 Alçak Basınç


The Bird & The Bee Heard It On The Radio
Goldfrapp Believer
The Raveonettes Breaking Into Cars
The Go Find Bleeding Heart
The Oscillation Saturn 5
Lisa Ekdahl When
The Shins Young Pilgrims
Regina Spektor Folding Chair
Dan Berglund Wolverine Hoods
Black Van Yearning (Emperor Machine Remix)
Yeasayer One
Mika Good Gone Girl
Florence And The Machine You've Got The Love (The XX Remix)
MGMT Congratulations