
The Gentleman Losers, bana müzik aşığı bir arkadaşım, Nazlı'nın armağanıdır. Kim kime neyi armağan ediyor diyeceksiniz ama bundan iki yıl önce ya o bana dinletmişti veya söylemişti - sırf ismini duyup da merak edeceğim tarzda gruplardan biri (bu arada grup isminden müziği tarzı anlama konusunda da bir çift lafım olacak, başka zamana ama). Dinlediğimde beğenmiştim, tam oturmayan birşeyler vardı ama güzeldi. Hep bir köşede gününün gelmesini bekleyen albümler / gruplar vardır ya, öyle bir durum oldu işte. The Gentleman Losers'ın günü de ikinci albümleri "Dustland" ile gelmiş oldu benim için.
Finlandiyalı ikili, varolmayan filmlere müzik yapıyor sanki. Ama böyle Indiana Jones veya Pulp Fiction gibi filmler değil. Rüya gibi filmler, Pan'ın Labirenti veya Şarküteri gibi filmler; puslu, dumanlı, belirsizliklerle dolu ama aynı zamanda esrarengiz bir çekiciliği olan... Yeni albüm Dustland de bu yolda ilk albümlerinden bu yana epeyce mesafe katettiğini gösteriyor bize. İlk albümde içime sinmeyen her ne idiyse bu albümde hallolmuş. Grubun tarzı oldukça sade, duru, müzik hiçbir zaman üzerinize çıkmıyor, siz içine ne kadar girmek isterseniz o kadar geliyor o da. Ama yeterince de derinlikli; basitliği, sadeliği "sıkıcı" düzeyinde olmayan bir müzik bu. Oldukça yumuşak çalınan bir elektro gitar, derinlerden gelen synthesizer tonları... Neyse, daha fazla anlatmayayım zira anlamını yitiriyor, dinleyip kendiniz karar verin.
11 Temmuz 2009 Alçak Basınç
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder