29 Aralık 2008

"Everything That Happens Will Happen Today"

David Byrne & Brian Eno
Everything That Happens Will Happen Today

20 Yüzyıl müzik kahramanlarını bir solukta sıralamak pek kolay olmasa gerek. Sadece son yarım yüzyılın müziğini bile ele alırsak değişik tarzlarda sayısız isim çıkabilir karışınıza. Ama rock ve elektronik müzik deyince Brian Eno’yu anmadan geçmek kesinlikle mümkün değil herhalde. Eno minimalizm ve ambient müzik konsepti ile müzik dünyasını ilginç yerlere çekmekle kalmadı, usta bir prodüktör olarak yeteneklerini bu düşüncelerini güncel müziğe yön veren birçok grubun da hizmetine sundu. Zaten kendisini esas olarak bir müzisyen olarak değil de bir “müzik yapımcısı” olarak gördüğünü söylesek yeridir. Diğer tarafta David Byrne da belki çapraz kulvarda ilerleyen ama aynı derecede önemli bir müzisyen. 1970’lerde kendisinin başını çektiği Talking Heads, 2000’li yılların popüler rock gruplarından Franz Ferdinand ve LCD Soundsystem gibi isimlere ilham kaynağı olmuş önemli bir topluluktu. Rock müziğin “dans edilebilir” hale gelmesinde ve New Wave gibi yeni bir akımın oluşmasında Talking Heads’in ve Byrne’ın katkısı oldukça büyüktür. Bu iki önemli ismin bundan yaklaşık 30 yıl kadar önce bir araya gelmeleri ise “My Life In The Bush Of Ghosts” isimli önemli bir albüm ile sonuçlanmıştı.

Eno ile Byrne’ın 1981 yılındaki ilk ortak çalışmaları “My Life In The Bush Of Ghosts”, aslında bu ikilinin ilk beraberliği değil. Brian Eno, daha öncesinde Talking Heads’in ard arda üç albümünde prodüktör olarak da yer almıştı. Ancak Byrne – Eno ortaklığı, Talking Heads’den hem teknik hem de müzik olarak oldukça farklı bir noktadaydı. Albüm bir yandan sample’ların ilk kez bu kadar yoğun şekilde kullanıldığı, diğer taraftan da Batı pop müziği ile Afrika ve Asya müziklerinin yoğun bir şekilde sentezlendiği önemli kayıtlardan biri olarak zihinlere kazındı (hatta öyle ki, günümüzde artık şüpheli bakışların hedefi olan “dünya müziği” kavramının ilk kez bu albüm ile kullanılmaya başlandığı belirtilir hep).

Talking Heads’in Remain In Light albümünden sonra grup ile yolları ayıran (ve takibinde U2’nun prodüktörü olarak karşımıza çıkan) Brian Eno ve günümüze kadar solo çalışmalarını sürdüren David Byrne, bu önemli yapıtın üzerinde yıllar geçtikten sonra bu yıl yeni albümleri ile tekrar bir araya gelmiş oldular. Düz bir mantık ile 30’lu yaşlarında tarih yazmış bu iki ustanın 60’lı yaşlarında ve geçen onca zamanın birikimi ile tekrar tarih yazmaları gerekirdi denilebilir. Ama sonuç öyle “çok farklı ve yeni” bir şey değil. Zira o aradaki 30 yılda bu iki insanın başlattığı şeyler üzerinde öylesine yol alınmışki artık bunlar üzerine tamamen yeni bir şey söylemek kolay değil. Halbuki ikili, bu albümde belki de bundan 30 yıl önce hiç yapmayacakları şeyleri yaparak, kendi adlarına ilginç bir değişimi başarmış gibi görünüyorlar.

Açılış parçası “Home”, albümün genel rengini oldukça başarılı bir şekilde yansıtıyor: Çoğu zaman sakin, huzurlu ama alttan alta güçlü ve dolu bir müzik. Elektronik altyapı üzerinde aslında folk, county ve gospel gibi tarzların etkileri çok bariz bir şekilde hissediliyor. Arada “I Feel My Stuff” ve “Strange Overtones” gibi parçalar ise ikilinin daha genç ve enerjik yüzünü gösteriyor bize. Belki güncel pop hitlerinden çok farklı değil yaptıkları ama tertemiz icraları ve belki de tecrübenin getirdiği rahatlık ile insana huzur veren parçalar bunlar. Zaten herhalde albümün en büyük özelliği de bu olsa gerek, huzur. Albümün kapağındaki bilgisayar grafiği, şu ünlü bilgisayar oyununu Sims’den kopyalanmışa benziyor – Amerikan rüyasının sembolü olabilecek güzellikte, idealize bir ev grafiği, akustik gitar akorlarının az ötedeki yemyeşil ovalar üzerinde uçuştuğunu görebileceğiniz türden bir dünya. Tabiî ki albümün daha rahatsız anları da yok değil ama bütünü dinlediğinizde aklınızda kalan bu oluyor. Bütün bunları düşününce Byrne’ın yaşlandığı ve Ambient ustası Eno’nun yoluna geldiğini de düşünmemek elde değil - bundan yıllar önce sahnelerde koşa koşa şarkılar söyleyen David Byrne, bu sefer eski fotograflar, deniz fenerleri ve nehirler hakkında şarkılar söylüyor…

Usta müzisyenler olmanın yanı sıra müzik endüstrisini de yakından tanıyan bu iki sanatçı, çağın değişen şartlarına ayak uydurmak konusunda ise çok başarılılar. Albümü ilk olarak bir plak şirketi yerine doğrudan kendi web sitelerinden (www.everythingthathappens.com) yayınlayan ikili, önce dijital satışlara ağırlık vermiş ve oldukça da başarılı olmuşlar. Web sitesinden albümü CD olarak da alabilmek mümkün ve çok başarılı bir “deluxe” paket de satışa sunulmuş. Albümün kayıt sürecinin de (albüm notlarında da belirtildiği gibi) oldukça modern bir şekilde gerçekleştiğini belirtmeden geçmemek lazım bu arada. Brian Eno, yazdığı çeşitli müzikleri David Byrne’a gönderiyor, o da bunları dinleyerek sözleri yazıyor, karşılıklı kayıtları paslaşarak albümü son haline getiriyorlar - fiziksel olarak pek bir araya gelmeden yani. Zaten Eno’nun bir müzisyen olarak sahnede yer almaya veya fiziken müzik yapmaya pek meraklı birisi olmadığı meraklılarınca iyi bilinir, kendisi David Byrne’ın albüm turnesinde de yer almıyor.

(Roll Dergisi, Kasım 2008)

1 yorum:

subgenius dedi ki...

cin tonic listenizi bekliyorum efendim. saygılar sevgiler :)